Öncelikle eğri oturup doğru konuşalım: Alkollü araç kullanmak, direksiyon başına bu şekilde geçmek asla kabul edilebilir, savunulabilir bir durum değildir. Bu, hem kendi canını hem de masum insanların canını hiçe saymaktır. Ancak yaşanan bu üzücü hadisenin ardından takınılan bazı tavırlar, meseleyi adeta bir "siyasi infaz" merasimine dönüştürme çabasını da gözler önüne seriyor.
Olayın hemen ardından Halil Emre Esenkaya çıktı, kamuoyunun karşısına geçerek açık yüreklilikle özrünü diledi, affını istedi. Hatasını kabul etmek de bir erdemdir.
Peki, şimdi ne isteniyor? Belediye Başkanı Hakan Şimşek’in "gereğini yapması" ve Başkan Yardımcısı'nın derhal istifa etmesi...
Soruyorum size: Manisa’nın tek ve en büyük sorunu bu kaza mı oldu şimdi?
Gözümüzü açıp etrafımıza bir bakalım. Şehrimizin dağ gibi birikmiş, çözüm bekleyen onca altyapı, üstyapı ve sosyal sorunu varken; yerel siyasetin ve bazı çevrelerin tüm enerjisini bu olay üzerinden bir yıpratma kampanyasına dönüştürmesi ne kadar samimi?
Hafızamızı biraz tazeleyelim. Biz bu memlekette, geçmiş dönemlerde ne usulsüzlükler, ne skandallar, ne büyük hatalar gördük... O dönemlerde bugün koparılan yaygaranın binde birini koparmayanlar, koltuklarında hiçbir şey olmamış gibi oturup görevine devam edenlere sessiz kalanlar, bugün neden tek bir kaza üzerinden adeta bir linç kültürü inşa etmeye çalışıyor?
Bir gazeteci olarak, hiçbir siyasi partinin ya da figürün arkasında saf tutmuyorum. Doğruya doğru, yanlışa yanlış demek bizim boynumuzun borcu. Esenkaya’nın yaptığı hata büyüktür, cezası da (gerek hukuki gerek vicdani olarak) bellidir. Fakat bu olayı köpürterek, Manisa’nın gerçek gündemini, halkın asıl sorunlarını sümen altı etmeye çalışmak da bu şehre haksızlıktır.
Belediye yönetimi, elbette kendi iç değerlendirmesini yapacaktır. Ancak kamuoyunun beklentisi, bir hatanın üzerinden siyasi rant devşirmek değil; Manisa’ya hizmet üretilmesi, sorunların çözülmesidir. Suni gündemlerle vakit kaybetmeyi bırakıp, asıl işimize odaklanmanın zamanı çoktan gelmiştir.
Yorum Yazın :Misafir